ayakkabılarını getirdim.
güneş gözlüğün,
sigara tablan,
bunlar da kalemlerin.
giydiğin bir kaç şey,
bulabildiğim
sözlerin
ateş çiçeklerini de getirdim.
erguvanların ilk goncaları bunlar.
çimenleri de yoldum bu arada
elime bulaşan toprağın kokusunu
ve uğur böceklerini.
çöplükleri karıştırıyorum artık
unuttuğum bir şey var mı diye
o şişko kedi de burada
yolumu kaybettim..
ne olacak sanki..
'gel..gel hadi..
'yolumu da getirdim
sahile indim biraz
aynı vakitlerde
büklüm büklümdü deniz
kıyıya vurduklarında tane tane
tek tek topladım onları..
saçlarını...
çok mu içtim bilmiyorum
az yıkamadık bu bulutları şarap ile
onları da getirdim..
ayak izlerini seyrederdim bir zamanlar burada
avuç avuç ellerimde şimdi
zamana karşı akıyor
kaybettiğimiz yılları getirdim
harcadığımız ruhları
yanıtsız soruları
neden uçamadığımızı
ve güneşi
güneşi de getirdim
sonra gece oldu..
uçsuz bucaksız..
kaç sokak gezdim bilmiyorum
sıkı sıkı örtülü kapılara baktım
buruk perdelere
lahitlerden sarkıyordu
saklambaç oynayan çocuklar
sen iflah olmaz derdin bu kaçamak bakışlar
bu gece değil bebeğim
onları da getirdim yanımda
uzanıp yakaladım
inleyen köpekleri
bir görmeliydin
beni pul pul olmuş pençelerimle
sonra nasıl da çözüldü yıldızlar
ve savruldular surların karanlığına
hepsi burada işte
tek tek topladım
bu soğuk taşları
sırılsıklam..
sırılsıklam istanbul'un tepeleri
saplıyorum dudaklarımı
bu tatsız akıntının merkezine.
saplıyorum!
konuş benimle.
http://www.sifirforum.com/blog.php?b=161